Hakkımızda
Bir Kadın, Bir Toprak, Bir Uyanış: Ben Benim Öğretisi’nin Hikâyesi
Her toprak kutsaldır ama bazı topraklar, şifanın özünü taşır. Ben Benim Öğretisi, işte o topraklardan biridir. O, ekilmek için vardır; kalbe ekilen niyetleri büyütmek, sevgiyi filizlendirmek, içsel yolculukta meyve vermek için vardır.
Bu öğreti, yalnızca bir yöntem değil; ruhun nefes alabildiği, bedenin hafiflediği, zihnin dinginleştiği şifalı bir alandır. Ve bu alanın kalbinde, 22 yıllık içsel yolculuğunun bilgeliğini taşıyan bir kadın var: Yogini Mother Tuğba Kamiloğlu.
Onun yolculuğu, doğum sonrası yaşadığı derin bir karanlıkla başladı. Bu karanlık, ona içindeki ışığı hatırlatan ilk aynaydı. Reiki ile tanıştığında, bunun bir teknikten çok bir uyanış olduğunu gördü. Şifayı dışarıda değil, kendi özünde aradı.
Doğu’nun kadim bilgeliklerinde öğrencilik mertebesini teslimiyetle kabul etti ve öğrendiklerini ilmek ilmek işleyerek Ben Benim Öğretisi’ni dünyaya sundu.
Ben Benim Öğretisi, kalplere ekilen tohumdur. Onu seçen herkes, kendi öz ışığını büyütmek üzere bu toprağa kök salar.
Her Adımı Şifa Olan Bir Yol: Ben Benim
Yıllar boyunca beden, zihin ve ruhun derinliklerinde yol alan; hem yetişkinlerin hem çocukların dönüşümüne rehberlik eden Yogini Mother Tuğba Kamiloğlu, bu yolculukta Ben Benim Öğretisi’ni oluşturdu.
Bu öğreti; saf niyetin ve saf sevginin insanla buluştuğu bir şifa yoludur. Ben Benim, yalnızca bir öğreti değil; kalbin özünü hatırlatan, insanı kendi gerçeğine çağıran bir uyanıştır.
Sessizlik burada nefese dönüşür, nefes dokunuşa, dokunuş şifaya… Her şey kalbin saf ışığına hizmet eder.
Ben Benim Öğretisi yeniden doğumun kendisidir. İçsel özgürlüğe, sevginin en saf haline ve öz benliğe açılan bir kapıdır.
Bu öğretiyle tanışan herkes, artık eskisi gibi olamayacak kadar kendine yaklaşır. Çünkü Ben Benim, her kalbin özünü hatırlaması için vardır.
Kendini Ne Kadar İyi Tanıyorsun?
Bugün bir karar verecek olsan bırakmak mı isterdin, başlamak mı?
Bugün bir karar verecek olsan… bırakmak mı isterdin, başlamak mı?
Nefesin nereye kadar gidiyor farkında mısın, yoksa hep yarım mı kalıyor?
Şifa, nefesin tamamlandığı yerde başlar. Ben Benim’de bedeninle yeniden temas kurar, nefesin derinliğinde saklı olan yaşamı hissedersin.
Sürekli güçlü durmak seni nerene kadar yordu?
Ben Benim’de güç maskesi değil, hakikat yüz bulur. Zayıf hissetmek burada bir kusur değil, bir başlangıçtır. Çünkü şifa, savunmasızken içeri girer.
Duygularını bastırmak mı seni koruyor yoksa hasta mı ediyor?
Ben Benim, duyguların özgürce akabildiği bir alandır. Ağlamak, susmak, içini dökmek burada normaldir.
Çünkü her bastırılan his, şifaya dönüşmek ister.
Kendinle bir saat geçirseydin ne konuşurdun, ne susardın?
Burada, kendinle geçirdiğin her an kutsal kabul edilir.
Ben Benim, iç diyaloglarını duymaya başladığın; cevabın senden çıktığını fark ettiğin yerdir.
Yaralarını gizlemek seni iyileştiriyor mu, yoksa görünmedikçe derinleşiyorlar mı?
Ben Benim’de yara değil, öz görülür. Şifa, yarayı anlatmakla değil, onunla kalmakla başlar.
Burası, görünmenin acı değil; özgürlük olduğu yerdir.
Bütün kalbinle ‘Ben Benim’ diyebiliyor musun yoksa hâlâ bir şeylerden özür mü diliyorsun?
Ben Benim, özür dilemeyi bırakıp kendini onurlandırma yeridir. Burası ‘Ben Benim’ diyebilenler için bir hatırlayıştır ve hatırlayan herkes, dönüşür.
Kendini yargılamadan, sadece olduğun gibi kabul edebileceğin bir alanın var mı?
Ben Benim, kabulün evidir. Kim olduğunla, ne hissettiğinle, nasıl geldiğinle…
Buraya her halinle hoş geldin.